DW| Funke: NSU cinayetleri önlenebilirdi


Siyaset bilimci Hajo Funke, NSU cinayetlerine göz yumulduğu şüphesine yol açacak bulgular olduğunu, bazı devlet yetkililerinin “terör stratejisine iştirak edip etmediğinin” sorgulanması gerektiğini söyledi.

Aşırı sağ hareketleri uzmanı Hajo Funke, Almanya’da 8’i Türk 10 kişiyi öldürmekten sorumlu tutulan Nasyonal Sosyalist Yeraltı (NSU) terör hücresi hakkında DW Türkçe’nin sorularını yanıtladı.

NSU cinayetlerinin önlenmesi ve terör hücresinin tüm boyutlarıyla aydınlatılması için Alman devletinin „görevini yerine getirmediğini” söyleyen Funke, „Gerektiği gibi soruşturma yapılsaydı, şüphesiz ki cinayetler önlenebilirdi” diye konuştu. Devletin bazı kurumlarının NSU’yu aydınlatma çabalarını baltalamaya çalıştığını, gerçekleri gün ışığına çıkartmak için büyük bir güç mücadelesi yaşandığını aktaran Funke, Alman iç istihbarat teşkilatını „devlet içinde devlet” olmakla suçladı, ortaya çıkan yeni bilgiler ışığında „bazı yetkililerin bu terör stratejisine iştirak edip etmediğinin de sorgulanması gerektiğini” savundu.

Funke, 2000’li yılların başında NSU üçlüsünün cinayet planları ve nerede oldukları konusunda bilgi sahibi olunmasına karşın gerekli önlemlerin alınmamasını, „Bu durum aynı zamanda işlenen seri cinayetlere göz yumulduğu, tutuklamaktan kaçınarak da bu cinayetlerde müşterek sorumlu olunduğu anlamına gelmektedir” sözleriyle değerlendirdi. NSU’nun aydınlatılması yönündeki çalışmalarıyla tanınan, terör hücresinin saldırılarının önlenmemesinde devletin rolünü mercek altına aldığı kitap ve çok sayıda yayınıyla tanınan, parlamentoların NSU araştırma komisyonlarına bilirkişi olarak katılan siyaset bilimci Prof. Dr. Hajo Funke’ya yönelttiğimiz sorular ve yanıtları şöyle:

DW Türkçe: Almanya’da 90’lı yılların sonunda tırmanışa geçen Neonazi şiddet eylemlerini tetikleyen etkenler nelerdi? NSU terör hücresi nasıl bir ortamda oluştu?

Hajo Funke: O dönem özellikle Doğu Alman kentlerinde ciddi bir Neonazi şiddet dalgası yaşadık. Ama asıl tetikleyenler, Batı Almanya’dan doğuya geçen Nazilerdi. Duvarın yıkılmasıyla birleşen Almanya’da, Doğu’daki gençler, birleşen Almanya’nın çocukları, şaşkınlık içerisindeydi, kendilerini güvende hissetmiyorlardı. Büyük bir değişim, her şeyin birden yok oluşu, bunun yerine yeni bir şey sunulamaması, refahtan bekledikleri payı alamamaları onlara büyük hayal kırıklığı yaşattı.Tepki şiddete dönüştü, yönlendirmeyle tepkileri ırkçı düşüncelerle şekillendirildi ve Jena kentinde aşırı sağcı gruplar oluştu. Nasyonal Sosyalist Yeraltı terör örgütü NSU da işte bu gruplar arasından çıktı.

DW Türkçe: NSU nasıl olup da yakalanmadan 13 yıl boyunca bombalı saldırılar, banka soygunları yapıp, 10 kişiyi katletebildi? Neden engellenmediler?

Funke: Aynı soruyu ben de kendime sordum. 6 yıl boyunca araştırdım, kitaplar yazdım, araştırma komisyonlarında oturdum, dinledim, bilirkişi olarak çok sayıda araştırma komisyonuna katıldım. Vardığım sonuç: Devlet görevini yerine getirmemiş. Özellikle de güvenlik kurumları. ‘Katiller Türkiye’den‘ diyip, buna inanıp bu varsayıma göre hareket etmişler. Polis görevinin gereği olan açık bir soruşturma yürütmemiş.

DW Türkçe: Yeni gün yüzüne çıkan belgeler, iç istihbarat teşkilatının, henüz cinayetler başlamadan, 2000 yılının başında, NSU üyeleri ve hedefleri konusunda bilgi sahibi olduğunu gösteriyor. Cinayetler önlenebilir miydi?

Funke: Gerektiği gibi soruşturma yapılsaydı, şüphesiz ki cinayetler önlenebilirlerdi. Soruşturmada hatalar olmuş olabilir deniyor. Ama bu ihmaller ve hataların çok sık ve çok sistematik olduğunu görüyoruz. Salt kurbanların etrafında, uyuşturucu suçlarına odaklanılmış, ama ‘acaba aşırı sağ terörü söz konusu olabilir mi?‘ diye hiç sorgulanmamış. Üstelik bence, ne yazık ki aşırı sağa hiç bakmamak, dikkatleri Türk ve Kürt azınlığa odaklanmak, sistematik bir nitelik taşımış. Bilimsel olarak gerekli, kriminolojiye uygun, ‘burada pekala başka bir durum var‘ sonucuna varılmasını sağlayacak bir soruşturma yürütülmemiş. Ayrıca dediğiniz gibi şu bir gerçek: 2000 yılının Nisan ayında Saksonya İçişleri Bakanlığı’na, dönemin bakanı Klaus Hardraht’a ve iç istihbarat teşkilatına, üç şüphelinin, ki üç kişi isimleriyle açık bir şekilde yer alıyor, diğer dört kişiyle birlikte seri cinayetlere, saldırılara girişmek üzere oldukları bildirilmiş.

 

weiterlesen

Advertisements
%d Bloggern gefällt das: